Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Av.Prof.Dr.Seyithan DELİDUMAN
Av.Prof.Dr.Seyithan DELİDUMAN

Kafesteki Maymunlar: Fon Vurgununun Toplumsal Bedeli

Prof. Dr. Seyithan Deliduman, yeni köşe yazısında finansal piyasalarda yaşanabilecek fon kaynaklı mağduriyetleri “Kafesteki Maymunlar” hikâyesi üzerinden ele aldı. Yazıda, yatırımcıların yüksek getiri beklentisiyle hareket ederken karşılaşabileceği riskler, sermaye piyasalarında güven unsurunun önemi ve denetimin gerekliliği değerlendirildi.

Kafesteki maymunlardan finansal piyasalara uzanan hikâye

Deliduman yazısına, bir köye gelen yabancının ormandaki maymunları satın almak için giderek yükselen fiyatlar teklif ettiği hikâyeyle başladı. Maymunların azalmasıyla fiyatların yükseldiği hikâyede, yabancının şehirden dönmesini bekleyen köylüler, yardımcının teklifine güvenerek ellerindeki varlıkları satarak maymunları satın alıyor. Ancak yabancı ve yardımcısının ortadan kaybolmasıyla köylülerin elinde değersiz maymunlar ve ağır borçlar kalıyor. Deliduman, bu hikâyenin yalnızca bir köyün kandırılmasını anlatmadığını belirterek, benzer mekanizmaların borsa, kripto varlıklar, saadet zincirleri ve bazı fon yapılanmalarında farklı biçimlerde ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.

SPK’nın fonlara ilişkin düzenlemeleri

Yazıda, Sermaye Piyasası Kurulu’nun 18 Eylül 2026 tarihli açıklamasına da yer verildi. SPK, 2025 yılının son çeyreğinde özellikle bazı serbest yatırım fonları ve para piyasası fonları aracılığıyla, fiili dolaşım oranı düşük paylarda ekonomik gerçeklik ve şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayan fiyat hareketlerinin gözlemlendiğini bildirdi. SPK, 28 Ağustos 2026 tarihinde kamuoyuna duyurulan Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber kapsamında yatırımcı tasarruflarının korunması, şeffaflığın artırılması ve fonlar üzerinden manipülasyon imkânının sınırlandırılmasına yönelik düzenlemeler yapıldığını açıkladı. Kurul ayrıca bazı fonların ilişkili taraflar arasındaki işlemler ve olağandışı fiyat hareketleri üzerinden oluşturabileceği sistemik risklerin finansal istikrara etkisinin önlenmesini hedeflediğini belirtti. 1 Deliduman, idari tedbirler ve devam eden incelemelerin herhangi bir kişi veya kurumun suçluluğu anlamına gelmeyeceğinin altını çizerken, resmî açıklamalara yansıyan tespitlerin sermaye piyasalarında yapay değer oluşturma ve güveni kazanca dönüştürme riskinin güncelliğini ortaya koyduğunu ifade etti.

“Her yükseliş değer artışı değildir”

Yazıda, bazı yapılarda önce gerçek veya görünüşte gerçek bir değer oluşturulduğu, ardından bu değerin sürekli yükseleceği yönünde beklenti oluşturulduğu anlatıldı. İlk yatırımcılara sağlanan kazançların güveni artırabildiğine dikkat çeken Deliduman, kazananların hikâyelerinin yayılmasıyla yeni yatırımcıların sisteme çekilebildiğini ve bu süreçte fiyatların yükselmesiyle birlikte beklentilerin de büyüdüğünü ifade etti. Deliduman’a göre yatırımcıya yalnızca bir yatırım aracı değil; yüksek getiri umudu, ayrıcalıklı bilgiye erişme duygusu ve fırsatı kaçırma korkusu da birlikte pazarlanabiliyor. Yazıda, fon portföyündeki varlıkların gerçek değeri, likiditesi, risk düzeyi ve işlemlerin kimler arasında gerçekleştirildiği gibi unsurların göz ardı edilmesinin yatırımcı açısından ciddi risk oluşturabileceği belirtildi. “Oysa her yükseliş değer artışı değildir.” değerlendirmesine yer verilen yazıda, bazı durumlarda fiyat hareketlerinin gerçek ekonomik değerden ziyade aynı çevre içerisindeki işlemler ve oluşturulan işlem hacmi görüntüsü üzerinden şekillenebileceği anlatıldı.

“Kafesteki maymunlar değişmedi”

Deliduman, hikâyedeki maymun metaforunu finansal piyasalarla ilişkilendirerek, “Kafesteki maymunlar değişmemiştir. Değişen yalnızca üzerlerinde yazan rakamdır.” ifadelerini kullandı. Yazıya göre düzenin bozulması halinde yatırımcı, hesabında yüksek değer taşıyor görünen ancak satmak istediğinde yeterli alıcı bulamadığı varlıklarla karşı karşıya kalabiliyor. Böylece kâğıt üzerinde görünen kazanç, nakde çevrilmek istendiğinde ortadan kalkabiliyor.

Asıl bedel yalnızca maddi kayıp değil

Fon kaynaklı mağduriyetlerin yalnızca yatırımcının parasındaki kayıpla sınırlı olmadığını belirten Deliduman, sermaye piyasalarına duyulan güvenin zedelenmesinin daha geniş ekonomik sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Yatırımcının güvenini kaybetmesi halinde parasını üretime ve sermaye piyasalarına yöneltmek yerine farklı yatırım araçlarına veya alternatif tasarruf yöntemlerine yönlendirebileceği ifade edilen yazıda, bunun şirketlerin finansmana erişiminden sermaye piyasalarının derinleşmesine kadar çeşitli alanlarda etkiler oluşturabileceği belirtildi. Deliduman ayrıca güven kaybının ekonomik alanın dışına taşabileceğini ve insanların kurumlara, finansal yapılara ve birbirlerine yönelik güvenlerinin de zarar görebileceğini değerlendirdi.

Mağduriyetin yeni mağduriyetler üretme riski

Yazıda, haksızlığa uğrayan kişinin yaşadığı mağduriyeti başka insanlara yöneltmesinin toplum açısından ayrı bir tehlike oluşturabileceği belirtildi. Bu durumu, askerde kepi çalınan bir askerin kendi zararını gidermek amacıyla başka bir askerin kepini çalması üzerinden örneklendiren Deliduman, ilk haksızlığın yeni mağduriyetlere dönüşebileceğini ve bunun toplumun güven duygusunu aşındırabileceğini ifade etti.

Piyasa riski ile yatırımcının yanıltılması aynı değil

Deliduman, yazısında önemli bir ayrıma da dikkat çekti: Her fon yüksek riskli değildir, her yüksek getiri şüpheli değildir ve her yatırım zararı bir vurgunun sonucu değildir. Yatırımın doğasında kazanç kadar kayıp ihtimalinin de bulunduğunu belirten Deliduman, ekonomik şartlardan kaynaklanan yatırım zararları ile yatırımcının bilginin, fiyatın veya güvenin bilinçli şekilde kötüye kullanılması sonucunda zarara uğratılmasının birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı.

Hukuki yaptırım ve etkin denetim vurgusu

Yazıda, hukuk düzeninin yalnızca doğrudan mağdurların maddi zararını değil, sermaye piyasasına duyulan güvenin sarsılması ve haksızlığın toplum içerisinde yayılması gibi daha geniş etkileri de dikkate alması gerektiği savunuldu. Deliduman, uygulanacak yaptırımların kanunun çizdiği sınırlar içerisinde, ölçülülük ve kişiselleştirme ilkelerine uygun olması gerektiğini belirtirken, fiilin toplumsal etkisinin de hukuki değerlendirmelerde göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etti. Ancak yazara göre asıl başarı, vurgun gerçekleştikten sonra cezalandırmak değil, zararın meydana gelmesini önlemek. Bu kapsamda fonların hangi varlıklara yatırım yaptığı, varlıkların kimlerden alındığı, hangi yöntemle değerlendiği, işlemlerin ilişkili kişiler arasında gerçekleşip gerçekleşmediği ve açıklanan getirilerin gerçek ekonomik faaliyetlere dayanıp dayanmadığının etkin biçimde incelenmesi gerektiği belirtildi.

“Olağan dışı kazanç dikkatli incelemeyi gerektirir”

Yazıda, piyasa şartlarından sürekli ve belirgin biçimde ayrışan getirilerin yalnızca başarı göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiği ifade edildi. “Olağan dışı her kazanç, övgüden önce dikkatli bir incelemeyi gerektirir.” değerlendirmesine yer verilen yazıda, denetimin görevinin yatırımcıların büyük kayıplar yaşamasından sonra harekete geçmek değil, riskli yapıyı daha erken aşamada tespit etmek olduğu vurgulandı.

Yatırımcıya da önemli uyarılar

Deliduman, yatırımcıların anlamadıkları finansal ürünlere yatırım yapmaması ve yüksek getiriyi riskten bağımsız değerlendirmemesi gerektiğini belirtti. “Herkes kazanıyor”, “bu fırsat bir daha gelmez” ve “zarar etmeniz mümkün değil” gibi ifadelerin yatırım güvencesi olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekilen yazıda, bu tür söylemlerin yatırımcı açısından dikkat edilmesi gereken işaretler olabileceği ifade edildi.

Şeffaflık ve denetim vurgusu

Fon kaynaklı mağduriyetlerin önlenebilmesi için şeffaflık, etkin ve bağımsız portföy saklama, gerçekçi değerleme ve zamanında denetimin birlikte işletilmesi gerektiği belirtildi. Haksız kazançların tespit edilmesi, hukuki şartların oluşması halinde gerekli mal varlığı tedbirlerinin uygulanması ve küçük yatırımcıların tasfiye süreçlerinde korunmasının da önemli olduğu ifade edildi.

“İsimler değişir, düzen değişmez”

Yazının sonunda Deliduman, finansal sistem içerisinde benzer yapıların farklı yatırım araçları üzerinden yeniden ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. Maymunların yerini bir gün hisse senetlerinin, başka bir gün kripto varlıkların veya yatırım fonlarının alabileceğini belirten Deliduman, isimlerin ve vaatlerin değişebileceğini ancak güven ve denetim mekanizmalarının zayıf bırakılması halinde benzer risklerin yeniden ortaya çıkabileceğini ifade etti. Deliduman yazısını, finansal sistemin gücünün yalnızca kazandırdığı parayla değil, kendisine emanet edilen güveni ne ölçüde koruduğuyla da ölçülmesi gerektiği değerlendirmesiyle tamamladı. Kaynak: TURANINSESİ Haber Merkezi

TuranınSesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

TuranınSesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin