ERKAN MUMCU’DAN ÇARPICI 2007 İTİRAFLARI: 367 KUMPASI ERDOĞAN’I DEVRE DIŞI BIRAKMAK İÇİN TASARLANDI!
367 Kumpası ve Asıl Hedef
Erkan Mumcu, tartışmalı 367 kararının tesadüf olmadığını, en az iki yıl önceden tezgâhlandığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“367 kumpası Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı olamasın, yerine Abdullah Gül Cumhurbaşkanı seçilebilsin diye en az iki yıl önceden tasarlanmıştı. Tırnak içindeki o laikçi çevreleri de aletleştirmiş bir kumpastır. Projenin sahibi, fikrin sahibi o sözü verenlerdir; FETÖ’dür yani.”
Mumcu, asıl amacın Cumhurbaşkanlığı seçme iradesini Erdoğan’a bırakmamak olduğunun altını çizerek, “O gün Tayyip Erdoğan ve askerler arasında varılması muhtemel bir mutabakatı imkansızlaştırmaktır. Ve başarılmıştır” değerlendirmesinde bulundu.
“Bülent Arınç’ın Tutumu Seçenekleri Ortadan Kaldırdı”
Sürecin kırılma noktalarından birinin Bülent Arınç’ın tutumu olduğunu savunan Mumcu, Arınç’ın yaklaşımının Erdoğan’ı köşeye sıkıştırdığını ifade etti:
“Başarılmasındaki büyük pay sahiplerinden birisi de Bülent Arınç’tır. Bülent Arınç, ‘Eğer ikinizden birisi aday değilse ben aday olacağım ve hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğim’ diyerek aslında Tayyip Erdoğan’ın seçeneklerini ortadan kaldırmış ve daha doğrusu onu ‘Kardeşim Abdullah Gül’ açıklamasına mecbur etmiştir.”
Dolmabahçe Mutabakatı ve Hayal Kırıklığı
Bugünkü siyasi kopuşların temellerinin çok daha eskiye dayandığını belirten Mumcu, Dolmabahçe buluşmasına dikkat çekti:
“Bugün yaşanan kopuşların bugünün olaylarına bağlı olmadığını en iyi Recep Tayyip Erdoğan biliyor. Tayyip Erdoğan bir mutabakat yaptı. Hani ‘benimle beraber mezara gidecek’ denilen mutabakat var ya; Dolmabahçe buluşması… Yaşar Büyükanıt – Recep Tayyip Erdoğan buluşması. Esası bu. Sonradan Yaşar Büyükanıt’ın ‘Büyük hayal kırıklığı yaşadım’ diye açıkladığı şey budur. Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Cumhurbaşkanının kimliği üzerinde bir mutabakat vardı ve bence Tayyip Erdoğan bu mutabakata sadık idi. İşte orada 367 müthiş bir işlev gördü.”
“Asıl Kavga İktidarın Bölüştürülmemesidir”
17-25 Aralık süreçlerinin ve sonrasındaki darbe girişimlerinin bu güvencelerin ortadan kalkmasından kaynaklandığını savunan Mumcu, bugünkü kavganın temel nedenini şöyle özetledi:
“Bu sistem yani bu güvenceden yoksun kaldıkları için bir tehdit olarak 17-25 sonra bütünüyle yoksun kaldıkları için de bir darbe girişiminde bulundular. Bu da sonuçsuz kalınca şimdi başka araçlarla bir yöntem kurmak istiyorlar. Asıl kavga, partideki Tayyip Erdoğan iktidarının bölüştürülmesidir. Tayyip Erdoğan bu iktidarını bölüşmeye razı olmuyor. Kavga buradan çıkıyor.”
Küresel ve Ulusal Kurgu
İstenen Türkiye modeline de değinen Mumcu, dış güçlerin ve odakların beklentilerini şu sözlerle aktardı:
“İstenen şey Türkiye’nin iç işlerinde görece bağımsız, dış işlerinde tam bağımlı bir ülke olmasıdır. İstenen güvencede bunun mümkün hale getirilmesidir. Siyasetin kurgusunun buna elverişli hale getirilmesidir. Siyasi aktörlerin bu konuda öngörülebilir ve güvenilir profillerden oluşmasıdır. Bütün mesele böyle olmayanları dışlayan, böyle olanları kapsayan medya ve partiler, sivil toplum, üniversiteler, bürokrasi kurgusunun tamamlanmasıdır. Bütün bu yaşananlar yeni bir hikaye değil.”
TuranınSesi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
