Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Devlet aklı: Türkiye yeni bir siyasi dönüşümün eşiğinde mi?

7 Haziran 2015 seçimlerinden 15 Temmuz’a, sistem değişikliğinden Erdoğan sonrası Türkiye tartışmalarına uzanan süreç: Türkiye’nin siyasi geleceğini şekillendiren dengeler ve “Devlet Aklı” tartışması yeniden gündemde.

7 Haziran 2015 seçimlerinden 15 Temmuz’a, sistem değişikliğinden Erdoğan sonrası

TURANINSESİ ANALİZ

Türkiye siyasetinde bazı tarihler vardır; üzerinden yıllar geçse de siyasi dengelerin nasıl değiştiğini anlamak açısından önemini korur. 7 Haziran 2015 genel seçimleri de bu tarihlerden biridir.

7 Haziran 2015 seçimlerinde hiçbir parti tek başına hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamadı. AK Parti 258, CHP 132, MHP 80 ve HDP 80 milletvekili çıkardı. Böylece Türkiye siyaseti koalisyon tartışmalarının yeniden merkezine oturdu.

MHP, ortaya çıkan Meclis aritmetiğinde kritik aktörlerden biri haline geldi. Dönemin siyasi atmosferinde farklı koalisyon seçenekleri tartışılırken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu tutum da uzun süre siyasi tartışmaların merkezinde yer aldı. Bahçeli, o dönemde yaptığı açıklamalarda koalisyon ihtimalinin gündeme geldiğini açıkça ifade etmişti.

Ancak asıl soru şuydu:

2015’te yaşanan siyasi kırılma, yalnızca dönemin şartlarıyla açıklanabilir miydi?

7 Haziran’dan yeni bir siyasi denkleme

7 Haziran sonrasında hükümet kurulamaması üzerine Türkiye yeniden seçime gitti ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde siyasi tablo önemli ölçüde değişti. MHP’nin milletvekili sayısı 80’den 41’e geriledi.

Bu dönem, Türkiye’nin sonraki yıllarda yaşayacağı siyasi dönüşümün önemli eşiklerinden biri olarak değerlendirilebilir.

Ardından 15 Temmuz 2016 darbe girişimi yaşandı. Bu olay, devlet kurumlarının yapılanması, güvenlik politikaları ve siyasi ittifaklar açısından Türkiye’de yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Buradan itibaren ortaya çıkan tabloya bakıldığında, MHP ile AK Parti arasındaki siyasi yakınlaşmanın yalnızca günlük siyasetin ihtiyaçları üzerinden okunup okunamayacağı sorusu da gündeme geldi.

“Devlet aklı” kavramı ne anlatıyor?

Türkiye siyasetinde “devlet aklı” kavramı, devletin uzun vadeli güvenlik, bekâ ve stratejik çıkarları doğrultusunda hareket eden kurumsal yaklaşımı ifade etmek için kullanılıyor.

Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Kamuoyunda zaman zaman “Devlet Aklı” adı altında çeşitli siyasi senaryolar dile getirilse de, bunların tamamını doğrulanmış ve resmî bir devlet planı olarak kabul etmek mümkün değildir.

TURANINSESİ’nin bu analizinde ele alınan yaklaşım da bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Ortaya atılan temel soru şudur:

Türkiye’nin son on yılına damga vuran siyasi dönüşümlerin arkasında birbirinden bağımsız kararlar mı vardı, yoksa uzun vadeli bir devlet stratejisinin parçaları mıydı?

Cemaat ve tarikat yapılanmaları tartışması

Türkiye’de devlet içerisindeki örgütlü yapılanmalar meselesi uzun yıllardır siyasi gündemin önemli başlıklarından biri oldu.

Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında devlet kurumlarında geniş kapsamlı tasfiyeler gerçekleştirildi. Bu süreçte FETÖ yapılanmasına yönelik soruşturmalar ve kamu görevlerinden ihraçlar gündeme geldi.

Bu gelişmeler, devlet içerisindeki farklı yapılanmaların geleceği konusunda da yeni tartışmalar doğurdu.

Buradan hareketle bazı siyasi analizlerde, devletin karar alma mekanizmalarının farklı cemaat, tarikat veya örgütlü yapılardan arındırılması gerektiği görüşü savunuldu.

Ancak “Devlet Aklı’nın 7 Haziran sonrasında böyle bir tasfiye planını kesin olarak hazırladığı” yönündeki iddia, kamuya açık resmî belgelerle doğrulanmış bir bilgi değildir. Bu nedenle söz konusu yaklaşım bir siyasi analiz ve yorum olarak ele alınmalıdır.

Başkanlık sistemine giden yol

Türkiye’nin siyasi sisteminde yaşanan en büyük değişimlerden biri ise parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş oldu.

16 Nisan 2017’de anayasa değişiklikleri halkoyuna sunuldu. YSK arşivinde yer alan sonuçlara göre anayasa değişikliği halkoylaması gerçekleştirildi ve değişiklikler kabul edildi.

Bu değişimle birlikte Türkiye’nin yürütme sistemi yeniden şekillendi.

Bu noktada siyasi analiz açısından dikkat çeken konu, MHP ile AK Parti arasındaki siyasi yakınlaşma ile sistem değişikliği sürecinin aynı tarihsel dönemde ortaya çıkmasıdır.

Bu iki gelişmenin doğrudan tek bir “gizli planın” sonucu olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak siyasi tarih açısından bu dönemin birbirini takip eden önemli kırılmalar içerdiği açıktır.

Erdoğan’ın siyasi ağırlığı

Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye siyasetinin son çeyrek yüzyılına damga vuran en önemli siyasi aktörlerden biri oldu.

Güçlü liderlik anlayışı ve geniş siyasi tabanı, sistem değişikliği tartışmalarının da merkezinde yer aldı.

Ancak burada da “Erdoğan’ın devlet aklı tarafından kullanıldığı” şeklindeki yaklaşımın bir iddia ve siyasi yorum olduğu özellikle belirtilmelidir.

Türkiye’nin siyasi sistemindeki değişiklikler; Meclis kararları, anayasa değişiklikleri, halkoylaması ve sonraki seçimlerle şekillenen açık siyasi süreçler üzerinden takip edilebilir.

AK Parti sonrası Türkiye tartışması

Bugün asıl tartışılması gereken konulardan biri ise Erdoğan sonrası Türkiye’nin nasıl şekilleneceğidir.

AK Parti’nin geleceği, yeni siyasi aktörlerin ortaya çıkması, ekonomik dengeler, dış politika tercihleri ve toplumdaki siyasi kutuplaşmanın seyri, önümüzdeki dönemin temel başlıkları arasında yer alacaktır.

“Devlet Aklı” perspektifinden bakıldığında ise Türkiye’nin yalnızca bugünün siyasi tartışmalarıyla değil, önümüzdeki 10-20 yıllık perspektifle değerlendirilmesi gerektiği savunulabilir.

Türkiye’nin Batı ile ilişkileri, Doğu ile geliştirdiği yeni diplomatik ve ekonomik bağlar, küresel sermaye ile ilişkiler, savunma sanayisi, enerji politikaları ve Türk dünyasıyla ilişkiler bu dönüşümün önemli başlıkları olacaktır.

Yeni siyasi denge arayışı

Türkiye’nin önünde yalnızca iktidar-muhalefet denkleminden ibaret olmayan daha geniş bir siyasi tablo bulunmaktadır.

Ekonominin yeniden yapılandırılması, yeni yatırım kaynaklarının oluşturulması, dış politikada çok yönlü denge arayışının sürdürülmesi ve iç siyasette yeni aktörlerin güç kazanması, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin siyasi gündemini belirleyebilir.

Bu nedenle bugünün siyasi gelişmelerini değerlendirirken yalnızca günlük polemiklere değil, uzun vadeli dönüşümlere de bakmak gerekiyor.

Devlet mi, siyaset mi?

Devlet ile siyasi iktidar arasındaki ilişki, demokratik sistemlerin en hassas başlıklarından biridir.

Siyasi iktidarlar seçimlerle değişebilir. Partiler güçlenebilir veya zayıflayabilir. Liderler siyasi sahneden çekilebilir.

Ancak devlet kurumlarının devamlılığı, hukuk düzeni ve kamu düzeni kalıcı olmak zorundadır.

Bu açıdan bakıldığında “devlet aklı” tartışmasının temelinde de şu soru bulunmaktadır:

Siyasi hesapların üzerinde, devletin uzun vadeli çıkarlarını koruyacak kurumsal bir akıl nasıl oluşturulabilir?

Türk milletinin devlet geleneği

Türkiye’nin siyasi geçmişini anlamak için yalnızca son yıllara değil, çok daha uzun bir tarihsel perspektife bakmak gerekir.

Türk milleti tarih boyunca farklı coğrafyalarda devletler ve imparatorluklar kurmuş, kendi dilini, kültürünü, geleneklerini ve devlet yönetme anlayışını nesilden nesile taşımıştır.

Bu nedenle devlet kavramı, Türk siyasi kültüründe yalnızca bir yönetim mekanizması olarak değil, tarihsel bir devamlılık olarak da görülmektedir.

“Bizler gelip geçeriz ama devlet bâki kalır” anlayışı da bu tarihsel yaklaşımın güçlü ifadelerinden biridir.

Bugün Türk dünyasında bağımsız Türk devletlerinin varlığını sürdürmesi de bu tarihsel ve kültürel bağların günümüzdeki yansımalarından biri olarak değerlendirilebilir.

“Sabrımızı test etmeyin” mesajı

Bu anlayışın devamında, Türk milletinin tarih boyunca bağımsızlık ve devlet iradesine verdiği önem vurgulanmaktadır.

Türkiye’nin siyasi geleceğine ilişkin farklı senaryolar hazırlanabilir, farklı güç merkezleri çeşitli hesaplar yapabilir.

Ancak devletlerin ve milletlerin geleceğini belirleyen en önemli unsur, yalnızca masa başında yapılan planlar değil; milletin iradesi, kurumların gücü ve devletin devamlılığıdır.

Türk milletinin tarih boyunca gösterdiği en önemli özelliklerden biri de zor dönemlerde devlet ve vatan etrafında birleşebilme kabiliyeti olmuştur.

Bu nedenle Türkiye’nin geleceğine ilişkin bütün hesapların, Türk milletinin iradesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet geleneği dikkate alınarak yapılması gerektiği açıktır.

Son söz

Türkiye’nin siyasi tarihi yalnızca seçim sonuçlarından ibaret değildir.

7 Haziran 2015’ten 1 Kasım seçimlerine, 15 Temmuz darbe girişiminden sistem değişikliğine, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden bugünkü siyasi dengelere kadar uzanan süreç, Türkiye’nin son dönemindeki en büyük dönüşümlerden birini ortaya koymaktadır.

Bu dönüşümlerin tamamını tek bir merkezden yönetilen “gizli bir plan” ile açıklamak mümkün olmadığı gibi, devletin uzun vadeli stratejik hesaplarının siyasetin şekillenmesinde hiçbir rolü olmadığını söylemek de tartışmaya kapalı bir yaklaşım olur.

Asıl mesele, Türkiye’nin geleceğinin hangi siyasi aktörlerden bağımsız olarak nasıl şekilleneceğidir.

Çünkü siyasi aktörler değişir.

Hükümetler değişir.

Partiler değişir.

Liderler değişir.

Ancak devletin devamlılığı esastır.

Türkiye’nin önümüzdeki dönemde hangi siyasi ve ekonomik yöne evrileceğini ise yalnızca bugünün tartışmaları değil, önümüzdeki yıllarda alınacak stratejik kararlar belirleyecektir.

TURANINSESİ olarak bu süreci günlük siyasi tartışmaların ötesinde, devlet, siyaset, ekonomi ve dış politika ekseninde takip etmeye devam edeceğiz.

Kaynak: TURANINSESİ 🇹🇷


TuranınSesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

TuranınSesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin