Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

FETÖ’nün akademik yapılanması yeniden gündemde: Selçuk Üniversitesi hattı

15 Temmuz darbe girişimi ve geçmişteki kumpas davalarının ardından ortaya çıkan soruşturma dosyaları, FETÖ yapılanmasının akademi, yargı ve devlet kurumlarındaki faaliyetlerine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Selçuk Üniversitesi hakkında hazırlanan 2017 tarihli iddianamede akademik yapılanmaya ilişkin dikkat çeken tespitlere yer verildi.

15 Temmuz darbe girişimi ve geçmişteki kumpas davalarının ardından ortaya

Türkiye’nin yakın tarihinde FETÖ yapılanmasına ilişkin yürütülen soruşturmalar ve yargılamalar, örgütün yalnızca belirli kurumlarda değil; eğitim, yargı, güvenlik ve bürokrasi gibi farklı alanlarda örgütlenmeye çalıştığına ilişkin çok sayıda dosyayı gündeme getirdi.

Bu dosyalardan biri de Selçuk Üniversitesi üzerinden yürütülen akademik yapılanma tartışmaları oldu. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve 2017 yılında mahkemece kabul edilen bir iddianamede, üniversitedeki bazı akademisyenlerin FETÖ yapılanmasıyla bağlantılı olduğu ve örgüt mensuplarının akademik süreçlerde desteklendiği yönündeki tespitlere yer verildi. İddianamede, örgütün akademik kadrolar üzerindeki etkisine ve bazı öğrencilerin akademik basamaklarda ilerlemesine yönelik iddialar ayrıntılı biçimde aktarıldı. 1

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ ÜZERİNDEN AKADEMİK YAPILANMA TARTIŞMASI

Selçuk Üniversitesi, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ’nün akademik yapılanmasına ilişkin tartışmaların merkezindeki kurumlardan biri oldu.

2017 tarihli iddianamede, örgütle bağlantılı olduğu öne sürülen akademisyenlerin üniversitedeki etkinliğinin artırıldığı, bazı yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin akademik süreçlerde desteklendiği ve örgütün üniversitedeki yapılanmasının çeşitli akademik ve idari mekanizmalar üzerinden güç kazandığı iddia edildi. 2

Selçuk Üniversitesi üzerinden yürütülen tartışmalarda ayrıca bazı Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının üniversitenin lisansüstü programlarında eğitim aldığına ilişkin bilgiler de kamuoyuna yansıdı. Bu kapsamda çeşitli kaynaklarda, çok sayıda askerin tezsiz yüksek lisans programlarına katıldığı ve bazı darbe girişimi sanıklarının da üniversitede eğitim gördüğü ileri sürüldü. Bu sayı ve bağlantılara ilişkin farklı kaynaklarda farklı rakamlar yer aldığı için söz konusu rakamların değerlendirilmesinde ilgili resmi kayıtların esas alınması gerekiyor. 3

DARBE GİRİŞİMİNDE ADI GEÇEN İSİMLER

15 Temmuz darbe girişimine ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan çatı iddianamesinde, darbe girişiminin askeri yapılanması içerisinde yer aldığı belirtilen çok sayıda isim sıralandı. Bu isimler arasında Tuğgeneral Semih Terzi, Korgeneral İlhan Talu ve Tuğgeneral Hakan Evrim de yer aldı.

Selçuk Üniversitesi üzerinden yapılan akademik yapılanma tartışmalarında da Semih Terzi, İlhan Talu ve Hakan Evrim isimlerinin üniversitedeki lisansüstü eğitim süreçleriyle bağlantılı olduğu ileri sürüldü. Bu kişilerin üniversitedeki eğitim geçmişlerine ilişkin bilgiler çeşitli açık kaynaklarda yer aldı. 5

Ancak bir kişinin belirli bir üniversitede eğitim almış olması tek başına örgütsel bağlantının kanıtı olarak değerlendirilemez. Bu tür bağlantıların hukuki niteliği, ilgili soruşturma ve mahkeme kararlarında ortaya konulan deliller çerçevesinde değerlendirilmelidir.

YARGI AYAĞINDAKİ DAVALAR VE KUMPAS SORUŞTURMALARI

FETÖ yapılanmasına ilişkin yargılamalarda, geçmiş yıllarda Ergenekon, OdaTV, Poyrazköy, Balyoz ve futbolda şike gibi kamuoyunda geniş yankı uyandıran soruşturma ve davalarda görev yapan bazı hakim ve savcıların da örgüt üyeliği suçlamasıyla yargılandığı görüldü.

Yargıtay tarafından görülen bazı davalarda, söz konusu soruşturma ve davalarda görev yapan eski hakim ve savcılar hakkında FETÖ üyeliği kapsamında mahkumiyet kararları verildi. Bunlar arasında, dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında tutuklama kararı veren eski hakim Vedat Dalda da bulunuyor. Dalda hakkında verilen 8 yıl 9 ay hapis cezası Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından 2024 yılında onandı. 6

FETÖ’nün yargı yapılanmasına ilişkin davalarda, örgütün çeşitli soruşturma ve davalarda usulsüz işlemler gerçekleştirdiği iddiaları da mahkeme dosyalarına yansıdı. Yargıtay’ın kararlarında, örgüt üyeliği suçundan çok sayıda eski hakim ve savcı hakkında mahkumiyet hükümleri kuruldu. 7

İLKER BAŞBUĞ DAVASI VE SONRASINDAKİ SÜREÇ

Dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Ergenekon davası kapsamında 6 Ocak 2012 tarihinde tutuklandı ve yaklaşık 2 yıl 2 ay cezaevinde kaldı. Başbuğ hakkında verilen mahkumiyet kararı, Anayasa Mahkemesi’nin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin kararının ardından 2014 yılında tahliye sürecine taşındı. 8

Ergenekon, Balyoz, OdaTV ve Poyrazköy gibi soruşturma ve davalarda hukuka aykırı delil ve kumpas iddiaları da daha sonraki yıllarda soruşturma ve yargılama konusu oldu. 9

ÖRGÜTÜN YAPILANMASINA İLİŞKİN TARTIŞMALAR

FETÖ soruşturmaları ve yargılamalarında ortaya çıkan dosyalar, örgütün farklı dönemlerde farklı kurumlarda kadro oluşturduğu yönündeki iddiaların soruşturma konusu olduğunu gösterdi.

Bu nedenle geçmişte yaşananların yalnızca tek tek kişiler üzerinden değil, kurumsal yapılanma, kadro hareketleri, eğitim süreçleri ve karar mekanizmaları üzerinden de değerlendirilmesi gerektiği yönünde görüşler bulunuyor.

Özellikle akademik kurumların kamu personelinin kariyer süreçlerinde oynadığı rol, bu tartışmanın önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Selçuk Üniversitesi hakkında hazırlanan 2017 tarihli iddianamede de akademik yapılanmanın örgütsel faaliyetlerle bağlantısı bulunduğu yönündeki iddialar yer aldı. 10

“PİŞMANLIK” TARTIŞMASI

FETÖ soruşturmalarında bazı sanıkların yargılama süreçlerinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması da ayrı bir tartışma başlığı oldu. Yargıtay kararlarında, örgüt üyeliği suçundan yargılanan bazı sanıkların etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandığı ve bu kapsamda cezalarında indirim uygulandığı görülüyor. 11

Bu nedenle örgüt mensuplarının tamamının “pişman olmadığı” şeklindeki genelleme yerine, her sanığın kendi soruşturma ve yargılama dosyasındaki ifadeleri, delilleri ve mahkeme kararlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyor.

GEÇMİŞTEN ÇIKARILAN DERS

15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında yürütülen soruşturmalar, devlet kurumlarında liyakat, denetim, şeffaflık ve kurumsal güvenlik mekanizmalarının önemini bir kez daha gündeme getirdi.

Selçuk Üniversitesi örneği üzerinden ortaya çıkan tartışmalar da eğitim kurumlarının kamu yönetimi ve güvenlik bürokrasisiyle kesiştiği noktaların ne kadar dikkatli incelenmesi gerektiğini gösteren başlıklardan biri oldu.

Geçmişte yaşanan kumpas ve darbe girişimlerinin bütün yönleriyle araştırılması, elde edilen bilgi ve belgelerin hukuki süreçlerde değerlendirilmesi ve aynı tür yapılanmaların yeniden ortaya çıkmasını önleyecek kurumsal mekanizmaların güçlendirilmesi, tartışmanın temel başlıkları arasında yer alıyor.

TURANINSESİ Haber Merkezi 🇹🇷


TuranınSesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

TuranınSesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin