BİR ÇOCUĞU KAYBETMEK, BİR GELECEĞİ KAYBETMEKTİR!
Yazar: Ahmet KOÇ Bir annenin evladından güzel bir haber beklediği, bir babanın çocuğunun geleceği için hayaller kurduğu bu hayatta, hepimizin yüreğini sızlatan büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız: Uyuşturucu ve madde bağımlılığı. Bu tehlike yalnızca bir gencin meselesi değildir. Bir ailenin huzurunu, bir annenin uykusunu, bir babanın umutlarını ve toplumun geleceğini etkileyen ciddi bir sorundur. Peki, çocuklarımızı bu tehlikeden nasıl koruyacağız? Onları okulda, sokakta, arkadaş çevresinde ve sosyal medyada bekleyen risklere karşı aileler olarak ne yapmalıyız? Öncelikle şunu kabul etmeliyiz: Çocuklarımızı korumak, yalnızca nerede olduklarını bilmek değil; ne yaşadıklarını anlayabilmektir.AİLE, ÇOCUĞUN İLK SIĞINAĞIDIR
Bir çocuk kendisini evinde anlaşılmış, değerli ve güvende hissediyorsa karşılaştığı sorunları ailesiyle paylaşma ihtimali artar. Sürekli azarlanan, aşağılanan, başkalarıyla kıyaslanan veya derdini anlattığında dinlenmeyen bir genç ise zamanla içine kapanabilir. Elbette her içine kapanan çocuk madde bağımlılığı riski taşıyor demek değildir. Ancak ailelerin çocuklarındaki belirgin ve uzun süreli değişimleri fark etmesi büyük önem taşır. Anne ve babalar çocuklarıyla yalnızca dersleri, sınavları ve sorumlulukları hakkında değil; korkuları, arkadaşlıkları, hayalleri ve karşılaştıkları baskılar hakkında da konuşmalıdır. Çocuğunuza sadece “Neredeydin?” diye sormayın. “Bugün nasıldın, seni üzen bir şey oldu mu?” diye de sorun. Bazen bir çocuğun hayatında fark yaratan şey, yargılanmadan dinlendiğini hissetmesidir.SOKAKTA VE ARKADAŞ ÇEVRESİNDE AİLE TAKİBİ NASIL OLMALI?
Çocuklarımız büyüdükçe kendi alanlarını oluşturmak ister. Bu, gelişimlerinin doğal bir parçasıdır. Ancak özgürlük ile sorumluluk arasında sağlıklı bir denge kurulması gerekir. Ailelerin uygulayabileceği bazı temel adımlar şunlardır:- Arkadaşlarını tanıyın: Çocuğunuzun kimlerle vakit geçirdiğini, arkadaşlarının kim olduğunu ve hangi ortamlarda bulunduğunu doğal bir iletişim içinde öğrenin.
- Gidilecek yeri ve dönüş saatini konuşun: Çocuğunuz dışarı çıktığında nerede olacağını, kiminle vakit geçireceğini ve yaklaşık kaçta döneceğini bilmek isteyin. Plan değişirse size haber vermesi gerektiğini önceden kararlaştırın.
- İletişimi açık tutun: Çocuğunuz zor bir durumda kaldığında, hata yaptığında veya bir teklifi reddetmekte zorlandığında size ulaşabileceğini bilsin.
- Güvenliği birlikte planlayın: Tehlikeli bir ortamda kaldığında nasıl ayrılacağını, kimden yardım isteyebileceğini ve eve nasıl güvenli dönebileceğini konuşun.
- Dijital dünyayı göz ardı etmeyin: Sosyal medya ve çevrim içi arkadaşlıklar hakkında konuşun. Şüpheli madde teklifleri, tehdit, şantaj ve zararlı içerikler karşısında ne yapacağını öğretin.
- Yaşına uygun sınırlar koyun: Kuralların nedenini açıklayın. Takibi gizli bir baskıya dönüştürmek yerine karşılıklı güven ve açık iletişim üzerine kurun.
HANGİ DEĞİŞİMLERİ CİDDİYE ALMALIYIZ?
Her genç zaman zaman odasına çekilebilir, arkadaş çevresini değiştirebilir veya ailesiyle anlaşmazlık yaşayabilir. Bu davranışların hiçbiri tek başına uyuşturucu kullanıldığını göstermez. Ancak birden fazla değişimin uzun süre devam etmesi ve günlük hayatı belirgin biçimde etkilemesi durumunda ailelerin dikkatli olması gerekir.- Okula devamda veya ders başarısında açıklanamayan ve belirgin düşüşler yaşanması,
- Daha önce sevdiği etkinliklerden uzaklaşması ve sosyal çevresinde ani değişiklikler görülmesi,
- Sürekli para istemesi veya para konusunda açıklanamayan sorunlar yaşanması,
- Uyku, iştah, ruh hâli ve günlük alışkanlıklarda belirgin değişiklikler ortaya çıkması,
- Gizlilik ihtiyacının yanında güvenlik açısından kaygı uyandıran davranışların artması.
“BANA BİR ŞEY OLMAZ” DİYEN GENÇLERE SESLENİYORUM
Sevgili gençler… Hayatınızın en güzel yıllarındasınız. Hayalleriniz, hedefleriniz, keşfedeceğiniz yerler ve başaracağınız pek çok şey var. Bir arkadaşınızın ısrarı, merak duygusu veya bir anlık cesaret gösterme isteği, geleceğinizin önüne geçmesin. Size sunulan bir maddenin ne olduğunu bilmiyorsanız onu denemek zorunda değilsiniz. “Hayır” demek korkaklık değildir. Kalabalığa uymamak güçsüzlük değildir. Kendi hayatınız hakkında doğru kararı verebilmek, gerçek cesarettir. Birisi sizi madde kullanmaya zorluyorsa, tehdit ediyor veya sır saklamanız için baskı kuruyorsa bunu tek başınıza çözmek zorunda değilsiniz. Güvendiğiniz bir yetişkine, okul rehberlik servisine veya bir sağlık uzmanına başvurun. Gerçek arkadaşlık sizi tehlikeye sürüklemez; zor bir anda yanınızda durur.BİR EVLADIMIZI DAHA KAYBETMEDEN NE YAPMALIYIZ?
Bu mücadele yalnızca anne ve babaların omuzlarına bırakılamaz. Okulların, rehberlik servislerinin, sağlık kuruluşlarının, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve kamu kurumlarının birlikte hareket etmesi gerekir. Gençlerin sporla, sanatla, kültürle ve sosyal faaliyetlerle buluşabileceği güvenli alanlar artırılmalıdır. Okullarda madde bağımlılığının riskleri hakkında yaşa uygun eğitimler verilmeli; aileler doğru bilgiye ve profesyonel desteğe kolayca ulaşabilmelidir. Madde bağımlılığıyla mücadele eden kişileri damgalamak ve dışlamak yerine tedaviye yönlendirmek, topluma yeniden kazandırılmalarını desteklemek gerekir. Çünkü bağımlılık bir irade tartışmasına indirgenemeyecek kadar ciddi bir sağlık sorunudur ve profesyonel yardım gerektirebilir. Aileler şüphe duyduklarında kendi başlarına kesin hüküm vermek yerine sağlık kuruluşlarından destek almalıdır. Türkiye’de danışmanlık için ALO 191 Uyuşturucu ile Mücadele Danışma ve Destek Hattı üzerinden bilgi alınabilir. Acil sağlık tehlikesinde ise 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır.SON SÖZ: ÇOCUKLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM
Bir çocuğun hayatına dokunmak için her zaman büyük sözler söylemek gerekmez. Bazen onu dinlemek, bazen birlikte yürüyüşe çıkmak, bazen de hiçbir şey söylemeden yanında olduğumuzu hissettirmek yeterlidir. Çocuklarımızın yalnızca nerede olduklarını değil, nasıl hissettiklerini de merak edelim. Onlara sınır koyalım ama sevgimizi esirgemeyelim. Hatalarında kapıyı yüzlerine kapatmak yerine doğru yolu bulmaları için yanlarında duralım. Çünkü bir evladımızı korumak, yalnızca bir aileyi değil, geleceğimizi korumaktır. Bugün çocuklarımızla konuşmayı ertelersek yarın çok geç kalmaktan korkabiliriz. Öyleyse beklemeyelim. Telefonlarımızı bir kenara bırakalım, gözlerinin içine bakalım ve gerçekten dinleyelim. Unutmayalım: Sevgi, güven, bilinç ve doğru zamanda alınan profesyonel destek; bağımlılıkla mücadelenin en güçlü dayanakları arasındadır.Ahmet KOÇ
Köşe Yazısı
Kaynak: TURANINSESİ Haber Merkezi
TuranınSesi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

YORUMLAR