Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Millet sizi koltuğa oturmanız için değil, kendisine hizmet etmeniz için seçti!

Seçim zamanı kapı kapı dolaşan, vatandaşın elini sıkan ve destek isteyen yöneticiler, göreve geldikten sonra neden halktan uzaklaşıyor? Milletvekili, belediye başkanı, muhtar ve meclis üyelerine yönelik toplumun beklentisi açık: Makam değil hizmet, kibir değil tevazu, ayrımcılık değil eşitlik! Çünkü o koltuklar şahsi mülk değil, milletin emanetidir.

Seçim zamanı kapı kapı dolaşan, vatandaşın elini sıkan ve destek

Millet hizmet bekliyor: Seçim zamanı kapı kapı gezenler, göreve gelince neden halktan uzaklaşıyor?

Millet neden milletvekili seçer? Neden belediye başkanına, muhtara, belediye meclis üyelerine görev verir? Bunun cevabı aslında çok açık: Hizmet etsinler, sorunları dinlesinler, vatandaşın derdiyle dertlensinler ve yaşadıkları şehre, ilçeye, mahalleye değer katsınlar diye.

Ancak toplumda zaman zaman dile getirilen önemli bir soru var: Seçim döneminde vatandaşın kapısını çalan, elini sıkan, hâlini hatırını soran ve destek isteyen bazı yöneticiler, seçildikten sonra neden aynı yakınlığı göstermiyor?

Seçim zamanı hatırlanan vatandaş, görev süresince neden unutuluyor?

Seçim meydanlarında verilen sözler, vatandaşla kurulan samimi diyaloglar ve dile getirilen hizmet vaatleri, sandıkların kapanmasıyla birlikte sona ermemelidir. Çünkü seçilmek bir makam sahibi olmak kadar, büyük bir sorumluluğu da üstlenmektir.

Milletvekili, belediye başkanı, muhtar veya meclis üyesi olmak; halktan uzaklaşmak değil, halka daha fazla yaklaşmak demektir. Vatandaşın kapısı yalnızca oy istenirken değil, sorun yaşandığında da çalınmalıdır.

O koltuklar makam değil, emanet makamıdır!

Bir göreve seçilen insanın unutmaması gereken en önemli gerçek şudur: O koltuk kimsenin şahsi mülkü değildir. O makam, kendisine güvenerek oy veren insanların emanetidir.

Göreve geldikten sonra değişen tavırlar, vatandaşla araya konulan mesafeler ve ulaşılması güç hâle gelen yöneticiler, toplumda haklı soruların gündeme gelmesine neden olabiliyor.

Yetki sahibi olmak, vatandaşa tepeden bakma hakkı vermez. Makam sahibi olmak, insan olmanın gerektirdiği nezaketi ve mütevazılığı ortadan kaldırmaz.

Hizmette ayrım olur mu? Her vatandaş eşit değil mi?

Bir başka önemli mesele ise kamu hizmetlerinin herkese eşit ulaştırılması beklentisidir. Vatandaşın siyasi görüşü, dünya görüşü, yakınlığı veya herhangi bir çevreyle ilişkisi, kamu hizmetinden yararlanmasının ölçütü olmamalıdır.

Bir mahallede yaşayan vatandaşın ihtiyacı varsa o ihtiyaç değerlendirilmelidir. Bir esnafın sorunu varsa dinlenmelidir. Bir gencin, yaşlının, engellinin veya ihtiyaç sahibi bir ailenin talebi varsa çözüm için gayret gösterilmelidir.

Hizmet, yalnızca tanıdıklara, yakın çevreye veya destek verenlere değil, görev yapılan yerde yaşayan bütün vatandaşlara eşit anlayışla sunulmalıdır.

Vatandaşın istediği ayrıcalık değil, ulaşılabilir olmak!

İnsanlar her sorunun bir günde çözülmesini beklemiyor. Her talebin hemen karşılanmasının mümkün olmadığını da biliyor. Ancak vatandaşın beklediği en temel şey; dinlenmek, muhatap bulmak, bilgilendirilmek ve kendisine değer verildiğini hissetmektir.

Bir telefonun açılması, bir mesajın cevaplanması, bir mahalle ziyaretinin gerçekleştirilmesi veya vatandaşın sorununu dinlemek için birkaç dakikanın ayrılması bile kamu yönetimiyle toplum arasındaki güveni güçlendirebilir.

Elbette görevini özveriyle yapan, sahada bulunan, vatandaşın sorunlarına çözüm arayan ve sorumluluğunun bilinciyle çalışan çok sayıda yönetici de vardır. Bu çabaların hakkını teslim etmek gerekir. Ancak kamu görevinde şeffaflık, hesap verebilirlik ve ulaşılabilirlik her yönetici için temel bir sorumluluktur.

Asıl soru şu: Seçildikten sonra da halkın arasında mısınız?

Milletin beklentisi büyük makamlar, gösterişli makam odaları veya bitmek bilmeyen protokol törenleri değildir. İnsanlar kendilerini temsil eden kişileri yalnızca seçim afişlerinde değil, günlük hayatın içinde de görmek istiyor.

Çünkü temsil etmek; yalnızca bir unvan taşımak değil, temsil edilen insanların sesini duymak ve sorunlarını ilgili mercilere taşımaktır.

Unutulmamalıdır ki seçimler bir başlangıçtır, hizmet ise görev süresinin tamamına yayılan bir sorumluluktur.

Bugün vatandaşın sorduğu sorular aslında oldukça açık: Verilen sözler ne oldu? Seçim döneminde kurulan yakınlık neden devam etmiyor? Vatandaşın sorunlarını kim dinliyor? Kamu hizmetlerinde eşitlik nasıl sağlanıyor?

Bu soruların cevabı, yalnızca sözlerle değil, sahadaki çalışmalarla, somut hizmetlerle ve vatandaşla kurulan samimi iletişimle verilmelidir.

Unutmayın!

Millet sizi bir koltuğa oturmanız için değil, kendisine hizmet etmeniz için seçiyor. Makamlar geçicidir, insanlık, vicdan ve geride bırakılan hizmetler kalıcıdır.

Bu mesele herhangi bir siyasi görüşün değil, toplumun ortak beklentisinin meselesidir. Kim görevini hakkıyla yapıyorsa takdir edilmeli, eksiklikler ise yapıcı bir anlayışla dile getirilmelidir.

Çünkü bu ülkenin insanı seçimden seçime hatırlanmak değil, her gün değer görmek istiyor.

Kaynak: TURANINSESİ Haber Merkezi

 


TuranınSesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

TuranınSesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin