Prof. Dr. Seyithan Deliduman, kaleme aldığı “Kıskanan Kim, Eksik Olan Ne?” başlıklı yazısında kıskançlığın bireysel ve toplumsal etkilerini değerlendirdi. Deliduman, kıskançlığın çoğu zaman karşıdaki kişinin başarısından değil, bireyin kendi içinde hissettiği eksiklik duygusundan kaynaklandığını ifade etti.
Kıskançlığın Kaynağı İç Dünyada Saklı
İnsanın en çok hayran olduğu kişilerle değil, kıskandığı kişilerle kendini ele verdiğini belirten Deliduman, özgüveni sağlam bireylerin başkalarının başarısını tehdit olarak değil, ilham kaynağı olarak gördüğünü söyledi. Gelişmenin yolunun başkalarını engellemekten değil, kişinin kendisini geliştirmesinden geçtiğini vurguladı.
Kıskançlık Toplumsal Zararlara Yol Açabiliyor
Kıskançlığın davranışa dönüşmesi halinde dedikodu, iftira, dışlama, haksız rekabet ve liyakatin gölgelenmesi gibi ciddi sorunların ortaya çıkabileceğini ifade eden Deliduman, birçok dostluk ve kurumun dış tehditlerden çok içeride büyüyen kıskançlık nedeniyle yıprandığını dile getirdi.
Liyakat ve Adalet Vurgusu
Adaletin yalnızca mahkeme salonlarında değil, vicdanlarda da yaşadığını belirten Deliduman, başkalarının başarısını hakkaniyetle değerlendiremeyen anlayışın zamanla önyargılara teslim olacağını ifade etti. Liyakatin hâkim olduğu toplumlarda emeğin değer gördüğünü, başarının örnek alındığını ve rekabetin düşmanlığa dönüşmediğini kaydetti.
Prof. Dr. Seyithan Deliduman, yazısını şu sözlerle tamamladı:
“Kıskançlık başkasının başarısını gölgeleyemez; fakat insanın kendi karakterini karartabilir. Gerçek büyüklük, başkasının ışığını söndürmekte değil, kendi ışığını çoğaltarak çevresini de aydınlatabilmektedir.”

YORUMLAR