Dershaneler sürecinden meslek liselerindeki devrime kadar uzanan yolda Bakan Tekin’e yönelik saldırıların perde arkasında “kuyruk acısı” mı var? Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimde millileşme adımlarıyla birilerinin tekerine çomak sokmaya devam ediyor.
BURSA – Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yönelik son dönemde artan eleştiriler, eğitim sistemindeki yapısal dönüşümleri ve geçmişin hesaplaşmalarını tekrar gündeme getirdi. Özellikle 2014 yılında FETÖ’nün en büyük finans ve insan kaynağı olan dershanelerin kapatılma sürecinde aktif rol oynayan Tekin’in, bugün “kripto yapılar” ve “sapkın akımlar” tarafından hedef tahtasına oturtulmaya çalışılması dikkat çekiyor.
Kökü Derinde Bir Hesaplaşma
2014 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı ile birlikte dershanelerin özel okullara dönüşüm yasasını hazırlayan ekibin başında yer alan Yusuf Tekin, o günden bugüne belirli odakların hedefi haline gelmiş durumda. Eğitim sisteminin “millileşme” çabaları, 100 yıllık bir tahribatı onarmayı hedeflerken; bu süreçten rahatsız olan yapılar, her fırsatta ideolojik saldırılarla süreci baltalamaya çalışıyor.
Meslek Liselerinde “Altın Bilezik” Dönemi
Bakanlığın son yıllarda özellikle meslek liseleri üzerinde yoğunlaşması, Türkiye’nin üretim gücü için stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor. Türk toplum yapısının temeli olan “evini geçindiren, erken yaşta zanaat sahibi olan erkek çocukları” modelinin yeniden canlandırılması, eğitimde sadece teorik değil, pratik ve milli bir kalkınma modelinin önünü açıyor.
”Bağırsalar da Sapkınlığa Yer Yok!”
Eğitim sistemine sızdırılmaya çalışılan LGBT ve benzeri sapkın akımlara karşı tavizsiz bir duruş sergileyen bakanlık, bu duruşuyla “reformist” bir çizgide ilerliyor. Uzmanlar, Milli Eğitim’de yaşanan bu “çıldırma sahnelerinin” aslında doğru yolda olunduğunun en büyük kanıtı olduğunu vurguluyor.
“100 yıldır iğdiş edilen Milli Eğitim, nihayet millileşiyor. Sihirli değnek yok ama kararlı bir irade var!”
