Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Av.Prof.Dr.Seyithan Deliduman
Av.Prof.Dr.Seyithan Deliduman

YANGININ EN BÜYÜK SINAVI: ZAMANINDA ADALET

Yargının En Büyük Sınavı: Zamanında Adalet
Bir hukuk devletinin gücü yalnızca verdiği kararlarla değil, o kararları ne kadar sürede verdiğiyle de ölçülür. Çünkü vatandaş açısından önemli olan yalnızca haklı çıkmak değil, hakkına makul süre içinde ulaşabilmektir. İşte tam da bu nedenle Adalet Bakanı Akın Gürlek’in uzun süren yargılamalara ilişkin yaptığı değerlendirmeler son derece dikkat çekici ve yerindedir.

Özellikle boşanma ve kira tahliye davalarında yaşanan gecikmeler artık münferit bir sorun olmaktan çıkmış, doğrudan toplumsal hayatı etkileyen yapısal bir probleme dönüşmüştür. Bir davanın yıllarca sürmesi, yalnızca dosyaların birikmesi anlamına gelmez; aynı zamanda insanların hayatlarının ertelenmesi demektir.

Boşanma davalarına bakıldığında mesele daha net görülmektedir. Fiilen sona ermiş bir evliliğin hukuken yıllarca devam ediyor görünmesi tarafları yıprattığı gibi çocukların psikolojik gelişimini de olumsuz etkilemektedir. Sürekli ertelenen duruşmalar, uzayan bilirkişi süreçleri ve bitmek bilmeyen itiraz aşamaları çoğu zaman uyuşmazlığı çözmek yerine daha da derinleştirmektedir.

Kira tahliye davalarında ise ekonomik ve sosyal boyut daha belirgin hale gelmektedir. Ev sahibi mülkiyet hakkının yeterince korunmadığını düşünürken, kiracı ise uzun süren dava baskısının içinde yaşamaktadır. Özellikle büyükşehirlerde yaşanan kira krizleri dikkate alındığında, yargısal gecikmeler toplumsal tansiyonu daha da yükseltmektedir.

Oysa çağdaş hukuk anlayışında adil yargılanma hakkı yalnızca bağımsız mahkemeler önünde yargılanmayı ifade etmez. Aynı zamanda “makul sürede yargılanma hakkını” da içerir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da uzun süren yargılamaların temel hak ihlali oluşturduğu açık biçimde kabul edilmektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli husus şudur: Hızlı yargılama ile adil yargılama birbirinin alternatifi değildir. Amaç elbette acele karar vermek değildir. Ancak gereksiz formaliteler, sürekli tekrar eden usul işlemleri ve yıllarca sonuçlanmayan dosyalar da hukuk devleti ilkesine zarar vermektedir.

Bugün yargının önündeki en büyük meselelerden biri, usul ekonomisini gerçekten hayata geçirebilmektir. Dijitalleşmenin artırılması, uzmanlaşmış mahkemelerin güçlendirilmesi, bilirkişilik sisteminin yeniden yapılandırılması ve alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının daha etkin hale getirilmesi artık ertelenemez bir ihtiyaçtır. Yapay zekâ destekli hukuki analiz sistemlerinin gelecekte yargısal süreçlere katkı sunması da kaçınılmaz görünmektedir.

Çünkü unutulmamalıdır ki geciken her karar, yalnızca tarafları değil toplumun hukuka olan güvenini de aşındırır. İnsanların mahkemelere olan inancı zedelendiğinde bundan yalnızca bireyler değil, devlet otoritesi de zarar görür.

Adaletin gerçek anlamı yalnızca doğru hüküm kurmak değildir.
Asıl mesele, doğru hükmü zamanında verebilmektir.

Av.Prof.Dr.Seyithan DELİDUMAN 🇹🇷

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir