İnsanlık Sahnede, Vicdanlar Kuliste!
Bugün dünyanın dört bir yanında yankılanan siren sesleri ve patlamalar, sadece sınırları değil, insanlığın ortak mirasını da parça parça ediyor. “Savaş oyunu” adı verilen bu devasa satranç tahtasında hamle yapanlar sırça köşklerinde otururken, mat olanlar her zamanki gibi masumlar, çocuklar ve geleceğimiz oluyor.
Peki, bu ziller aslında kimin çıkarı için çalıyor?
- Silah Baronlarının Kasası İçin: Barışın değil, çatışmanın üzerinden beslenen devasa bir çark dönüyor. Atılan her mermi, birilerinin banka hesabına kâr olarak yazılıyor.
- Hırsına Yenilen Siyasetçiler İçin: Harita üzerinde bir parmak hareketiyle çizilen çizgiler, binlerce ocağın sönmesine, milyonların yersiz yurtsuz kalmasına neden oluyor.
- Kayıp Nesiller İçin: Savaş sadece binaları yıkmıyor; bir çocuğun oyun parkını, bir gencin hayallerini ve bir annenin umudunu enkaz altında bırakıyor.
Dünyanın Ders Çıkarması Gereken O Gerçek
Din, dil, ırk veya ideoloji gözetmeksizin bakıldığında; bir çocuğun gözyaşının rengi dünyanın her yerinde aynıdır. Savaş zilleri bugün bir başkası için çalıyorsa, yarın bizim kapımıza dayanmayacağının garantisi yok. İnsanlık namına sormamız gereken asıl soru şudur:
”Gelecek nesillere gururla anlatacağımız bir barış mı bırakacağız, yoksa üzerine kan sıçramış koca bir enkaz mı?”
Artık bu “oyunu” bozmanın, silahların gürültüsünü değil, vicdanın sesini dinlemenin vakti geldi. Güçlü olanın değil, haklı olanın ve yaşamı savunanın sesinin daha gür çıktığı bir dünya için hep beraber hareket etmeliyiz.
