TuranınSesi Haber Merkezi’ne ulaşan binlerce vatandaş, hukuk sisteminde devrim niteliğinde bir beklentiyi dile getiriyor: “Mimar hatasından, doktor ihmalinden yargılanıyorsa; İstinaf ve AİHM’den dönen ‘usulsüz’ kararların sahibi hâkim ve savcılar da bedel ödemeli!”
”Mimara hapis, savcıya terfi adalete sığmaz”
Vatandaşlar, toplumsal yaşamdaki mesleki sorumluluk farkına dikkat çekerek sert bir kıyaslama yapıyor. TuranınSesi’ne konuşan mağdurlar, “Bir mimar projesindeki hata yüzünden bina çöktüğünde hapisle yargılanıyor. Bir doktor ameliyattaki ihmaliyle can yaktığında hesap veriyor. Ancak bir savcı veya hâkim, yanlış mütalaa veya hükümle bir insanın hayatını kararttığında neden dokunulmaz kalıyor?” sorusunu soruyor.
İstinaf ve AİHM kararları “Kusur” kanıtı sayılsın
Halkın talebi net: Yerel mahkemelerin verdiği kararlar İstinaf, Yargıtay veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) gibi üst mercilerce “usulsüz” veya “hak ihlali” olarak tescillendiği an; o kararın altında imzası olan yargı mensupları için de yasal süreç başlamalı. Vatandaşlar, tazminatın devlet hazinesinden (halkın cebinden) değil, bizzat hatayı yapan kişiden tahsil edilmesini ve bu kişilerin yargılanmasının önünün açılmasını istiyor.
Gözler Adalet Bakanı Akın Gürlek’te: Halkın sesine kulak verecek mi?
Henüz resmi makamlarca bu yönde bir çalışma duyurulmasa da, kamuoyu yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bu derin toplumsal yaraya neşter vurmasını bekliyor. Bakan Gürlek’in her fırsatta vurguladığı “hakkaniyet” ve “mülkün temeli adalet” prensipleri, vatandaşın bu talebiyle örtüşüyor. Halk, adalet kürsüsünün “sorumsuzluk zırhı” değil, “mesleki liyakat ve sorumluluk” makamı olması için yasal düzenleme bekliyor.
”İnsan hayatı bir evrak yığınından ibaret değildir”
Üst mahkemelerin “pardon” dediği her dosyanın arkasında parçalanmış aileler ve kararmış hayatlar olduğunu belirten vatandaşlar, “Adalet Bakanlığı, bu talebi bir yasa tasarısı olarak gündemine almalı. Hukukta dokunulmazlık, hatada ısrar getirir” uyarısında bulunuyor.
